Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Bursa’da düzenlenen söyleşide toplumsal kaygılardan aile yapısına, narsisizmden dijitalleşmeye kadar birçok konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Tarhan, adil paylaşım, aile içi iletişim ve çocukların geleceğe uygun yetiştirilmesinin toplumun en önemli gündemleri arasında yer aldığını söyledi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Bursa’da gerçekleştirilen “Züleyha ile Sınırsız Sohbetler” programının konuğu Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan oldu.
Züleyha Ortak Dağ’ın moderatörlüğünde Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosu’nda düzenlenen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken, Tarhan psikoloji, toplum, aile ve dijital yaşam üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu.
Toplumdaki gelecek kaygısının temel nedenlerine değinen Prof. Dr. Tarhan, insan beyninin belirsizliği tehdit olarak algıladığını belirterek, belirsizlik, adil paylaşım eksikliği ve kötü örnekliğin bir araya gelmesinin bireylerde ciddi psikolojik baskı oluşturduğunu söyledi.
Türkiye’nin ekonomik göstergelerinde geçmiş yıllara göre ilerleme kaydettiğini ifade eden Tarhan, buna rağmen toplumda adil paylaşım konusunda ciddi kaygılar bulunduğunu dile getirdi.
Aile örneği üzerinden değerlendirmelerde bulunan Tarhan, bir evde çocuklar arasında adalet sağlanmadığında huzurun bozulacağını belirterek, aynı durumun toplum için de geçerli olduğunu ifade etti.
Konuşmasında psikolojide sıkça karıştırılan özsaygı, özgüven ve özbeğeni kavramlarına da açıklık getiren Tarhan, sağlıklı bir benlik algısının kişinin ruh sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Kişinin olduğu benlik ile olmak istediği benlik arasındaki farkın büyümesinin psikolojik sorunlara yol açabileceğini belirten Tarhan, kendini sürekli üstün gören bireylerde ise narsistik kişilik özelliklerinin ortaya çıktığını ifade etti.
Prof. Dr. Tarhan, insanların kriz ve stres dönemlerinde üç farklı davranış modeli geliştirdiğini söyledi.
Bazı insanların yaşanan olumsuzluklar karşısında tamamen çöktüğünü, bazılarının ise çevresine zarar veren bir tavır sergilediğini ifade eden Tarhan, en sağlıklı yaklaşımın “kauçuk tipi” olarak tanımladığı psikolojik dayanıklılık modeli olduğunu belirtti.
Yaşanan her olumsuz olayın doğru değerlendirildiğinde kişiye yeni fırsatlar sunabileceğini kaydeden Tarhan, bu yaklaşımın psikolojide “geliştiren travma” olarak adlandırıldığını söyledi.
Narsistik kişilik yapısının günümüzde giderek daha fazla görüldüğünü ifade eden Tarhan, bu kişilerin en belirgin özelliklerinin sürekli övgü ve alkış beklemeleri olduğunu söyledi.
Eleştiriye tahammül edemediklerini belirten Tarhan, narsistik kişilerin insanları kolaylıkla manipüle edebildiğini, empati kurmakta zorlandığını ve ilişkilerde karşı tarafı değersizleştirme eğiliminde olduğunu dile getirdi.
Dijitalleşmenin doğru kullanıldığında önemli fırsatlar sunduğunu belirten Tarhan, sosyal medyanın amaç haline gelmesinin ise ciddi psikolojik riskler oluşturduğunu ifade etti.
Eskiden “Düşünüyorum, öyleyse varım” anlayışının hâkim olduğunu belirten Tarhan, günümüzde bunun yerini “Görünüyorum, öyleyse varım” anlayışının aldığını söyledi.
Sosyal medyada beğeni ve görünürlük arayışının bireyleri kısa süreli mutluluk sağlayan “ucuz dopamin” döngüsüne sürüklediğini belirten Tarhan, bunun zamanla bağımlılığa dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Konuşmasının sonunda aile yapısına ilişkin önemli tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Tarhan, çocukların geçmiş kuşakların şartlarına göre değil, geleceğin dünyasına göre yetiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Hz. Ali’nin “Çocuklarınızı sizin yaşadığınız çağa göre değil, onların yaşayacağı çağa göre yetiştirin” sözünü hatırlatan Tarhan, dijitalleşme ve yapay zekânın artık hayatın değişmez bir gerçeği olduğunu belirtti.
Aile bağlarını güçlendirmek için birlikte geçirilen zamanın önemine dikkat çeken Tarhan, özellikle akşam yemeklerinin aile içi iletişimde önemli rol oynadığını ifade etti.
Yemek sırasında telefonların masadan uzak tutulmasını öneren Tarhan, “Dört kişi sofradaysa ortaya boş bir tabak koyun ve telefonları oraya bırakın.” tavsiyesinde bulundu.
Araştırmalara göre aile bireylerinin birlikte sıcak yemek yeme sıklığı arttıkça stres seviyesinin düştüğünü belirten Tarhan, modern yaşamın birlikte yemek yeme kültürünü zayıflattığını, bunun da aile içi iletişimi olumsuz etkilediğini sözlerine ekledi.